DÜNYA TÜRK HABER-WORLD TURKISH NEWS:WORLDPRES TÜRKİYE DE SİYASALLAŞAN YARGI Türkiye’de hukukun siyasallaşması, hukuk normlarının ve yargı mekanizmalarının toplumsal adaleti sağlamak yerine, siyasi iktidarların gücünü pekiştirme, koruma veya rakiplerini tasfiye etme aracı olarak kullanılması sürecini ifade eder. Akademik literatürde ve hukuk çevrelerinde bu durum genellikle güçler ayrılığının ortadan kalkması, kurumsal yapıların erimesi ve yargının bağımsızlığını kaybetmesi üzerinden açıklanmaktadır. Türkiye'deki hukukun siyasallaşması tartışmalarına dair öne çıkan temel boyutlar şu şekildedir: Yapısal ve Kurumsal Nedenler • Yürütmenin Yargı Üzerindeki Etkisi: Türkiye'de yargının siyasallaşmasının arkasındaki en büyük yapısal etkenlerden biri, hâkim ve savcı atamalarında siyasi iktidarın belirleyici rolüdür. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yapısı ile yüksek mahkeme üyelerinin seçilme yöntemleri, yürütmenin yargı mekanizması üzerinde doğrudan veya dolaylı bir kontrol kurmasına olanak tanımaktadır. • Güçler Ayrılığının Zayıflaması: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve benzeri dönemsel değişimlerle birlikte yasama, yürütme ve yargı arasındaki sınırların belirsizleştiği savunulmaktadır. Yasama organının yürütme gücü karşısında etkisini kaybetmesi, iktidarı denetleyecek yegane güç olan yargının üzerindeki siyasi baskıyı daha da artırmıştır. Siyasi ve İşlevsel Boyutlar • İktidarı Sınırlandırmak Yerine Tahkim Etmek: Anayasa hukukçularına göre, anayasal mekanizmaların temel görevi devlet gücünü sınırlandırmak ve bireysel hakları korumaktır. Ancak Türkiye’deki pratik uygulamalarda yargının, iktidarı denetlemek yerine onun kararlarını meşrulaştıran ve tahkim eden bir araç (longa manus / siyasetin uzatılmış eli) haline dönüştüğü eleştirileri sıklıkla yapılmaktadır. • Siyasal Aidiyetin Öne Çıkması: Hak ve özgürlüklerin korunmasında veya hukuki süreçlerin işletilmesinde tarafsız ilkeler yerine "siyasal aidiyetlerin" veya dönemsel güç dengelerinin rol oynamaya başlaması, toplumdaki adalet duygusunu zedeleyen kronik bir sorun olarak görülmektedir. • Kriz Dönemleri ve Hak İhlalleri: Özellikle Olağanüstü Hâl (OHAL) süreçleri, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve kitlesel yargılamalar, siyasi kararların hukuki normların önüne geçtiği dönemler olarak nitelendirilmektedir. Bu dönemlerde yargı aktörlerinin, hukukun genel ilkelerinden ziyade siyasi takdirleri referans alma eğilimi eleştiri konusu olmuştur. Hukuk sosyolojisi penceresinden bakıldığında ise bazı uzmanlar, hukukun zaten tamamen siyaset dışı ve steril bir alan olamayacağını, toplumsal güç ilişkilerinin bir ürünü olduğunu belirtse de, Türkiye bağlamındaki eleştiriler hukukun evrensel asgari standartlarının ve yargı bağımsızlığının zedelenmesi odağında yoğunlaşmaktadır. Daha fazla akademik perspektife ulaşmak için DergiPark Yargının Siyasallaşması Makalesi incelenebilir. Yapay zeka tarafından üretilmiş yanıtlarda hata olabilir. Hukuk konusunda tavsiye almak için bir profesyonele danışın. Daha fazla bilgi • DergiPark YARGININ SİYASALLAŞMASI: KAVRAMSAL BİR ÇERÇEVE 31 Ara 2022 — bağımsız ve tarafsız yargıdır. Bu durum aynı zamanda yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerindeki siyasal baskıyı da arttırmak... • Ankara Üniversitesi Yargının siyasallaşması olgusu ve 1982 Anayasası ... - AVESİS Yargının siyasallaşmasının güncelliğini yitirmediği ülkelerden biri de Türkiye'dir. Ülkede cari olan siyasal kültür yargıyı siyasa... • ANAYASA.GEN.TR Kemal Gözler, Hukuk Nereye Gidiyor? Gözlemler ve Sorular 12 Ara 2018 — İktidarı sınırlandırmakla görevli organlardan birincisi olan Anayasa Mahkemesi, iktidarı sınırlandıran bir unsur değil, tersine on...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TÜRKİYE ORTA ASYA HABER KKUORDİNATÖRÜ