DÜNYA TÜRK HABER / WORLD TURKISH NEWS
BORKENA NEWS
Türkiye-Suriye Sınır Krizi: Askeri Yığılma ve Kürt Bölgeleri Üzerindeki Etkileri.Suriye Ordusu kamışlı(rojova)ya askeri
yığınak yapıyor ve Suriye Ordusu 24 saat zaman tanımış boşaltın diye
Türkiye'nin Suriye sınırına yakın, özellikle Kobani gibi Kürt çoğunluklu bölgeler çevresindeki devam eden askeri yığılması, Suriye çatışmasında önemli bir tırmanma potansiyeline işaret ediyor. Bu durum, tarihsel bağlamıyla birlikte, bölgedeki karmaşık jeopolitik çıkarların altını çiziyor. Aşağıda, durumun, tarihsel temellerinin ve olası gelecekteki sonuçlarının derinlemesine bir analizi yer almaktadır.
Türkiye'nin Uzun Süredir Devam Eden Kaygıları ve Stratejik Çıkarları
Türkiye'nin Kürt ayrılıkçı hareketleriyle ilişkisi, 1980'lerden beri Türkiye içinde Kürt bağımsızlığını savunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) tarihine derinden bağlıdır. PKK'nın isyanı uzun zamandır tartışma konusu olmuş ve Türkiye'nin sadece PKK'yı değil, aynı zamanda Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Suriye Demokratik Güçleri (SDF) gibi ona bağlı Suriyeli grupları da terör örgütü olarak görmesine yol açmıştır. Türkiye'nin korkuları, öncelikle Suriye'deki Kürt özerkliğinin kendi Kürt nüfusu içinde benzer ayrılıkçı hareketlere ilham verebileceği ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye, güney sınırında Kürt özerkliğinin kurulmasını engellemek amacıyla 2019'daki Barış Pınarı Operasyonu da dahil olmak üzere çok sayıda askeri operasyon başlatmıştır.
Kürtlerin Suriye'deki Rolü
Suriye Kürtleri, özellikle Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile bağlantılı olanlar , Suriye İç Savaşı'nın kaosundan yararlanarak Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ni (AANES) kurdular. Büyük ölçüde Kürt savaşçılardan oluşan Suriye Demokratik Güçleri (SDF), ABD ve Avrupalı müttefiklerinden destek alarak IŞİD'in yenilgisinde kritik bir rol oynadı. Ancak, ABD ile ittifakları Türkiye açısından tartışmalıdır, çünkü Türkiye bu Kürt gruplarını onlarca yıldır Türkiye ile silahlı çatışma içinde olan PKK'nın uzantıları olarak görmektedir.
Kobani'nin Stratejik Önemi
Türkiye-Suriye sınırında yer alan Kobani, Kürt davası için sembolik ve stratejik bir öneme sahip. Şehir, 2014 yılında IŞİD'e karşı verilen mücadele sırasında, kısıtlı kaynaklara rağmen Kürt savaşçıların terör örgütünü püskürtmesiyle uluslararası alanda üne kavuştu. Türkiye'nin Kobani'yi hedef alma isteği, Kürtlerin toprak kazanımlarını sınırlama ve sınır boyunca bir Kürt kalesi oluşmasını engelleme çabalarından kaynaklanıyor. Türkiye, Kobani ve diğer Kürt kontrolündeki bölgelere saldırarak Kürt güçlerini yerlerinden etmeyi ve yerlerine Ankara'ya bağlı Suriye milislerini yerleştirmeyi, böylece kuzey Suriye üzerindeki etkisini genişletmeyi umuyor.
ABD ve Batı'nın Tepkisi
ABD, IŞİD'e karşı mücadelede Suriyeli Kürtlerin önemli bir müttefiki olmuş, askeri yardım, eğitim ve hava desteği sağlamıştır. Ancak ABD'nin rolü, Türkiye ile olan NATO ilişkisi nedeniyle karmaşıklaşmıştır. Suriye'deki Kürtlerle ittifakına rağmen, Washington Türkiye'nin askeri eylemlerine açıkça karşı koymaktan çekinmiştir. 2019'da Başkan Trump'ın ABD birliklerini kuzey Suriye'den çekme kararı, Kürtleri Türk saldırganlığına maruz bırakmış ve Kürt güçlerinden ihanet suçlamalarına yol açmıştır. ABD, Türkiye'ye bazı yaptırımlar uygulamış ancak önemli bir NATO müttefikiyle ilişkilerin bozulmasından korkarak doğrudan askeri müdahaleden kaçınmıştır.
Bölgesel Dinamikler: İran, İsrail ve Suriye Rejimi
Suriye iç savaşı, her birinin kendi çıkarları olan çok sayıda bölgesel aktörü kendine çekti. İran, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı destekleyerek rejiminin iktidarda kalmasına yardımcı olurken, aynı zamanda Suriye ve daha geniş Ortadoğu'daki kendi etkisini de güçlendirdi. İran'ın özellikle Irak'taki Kürt gruplarına verdiği destek, Suriye'deki Kürt nüfusuna yönelik tutumunu karmaşıklaştırıyor.
Suriye'de İran destekli güçlere karşı hava saldırıları düzenleyen İsrail, aynı zamanda önemli bir bölgesel oyuncudur. İsrail'in çıkarı, İran'ın Suriye'deki askeri varlığını pekiştirmesini engellemektir; bu varlık, 1967'de İsrail tarafından işgal edilen ve Suriye tarafından hala hak iddia edilen Golan Tepeleri'ni de kapsamaktadır . İsrail, özellikle İran konusunda Kürtlerle bazı stratejik çıkarları paylaşsa da, Türkiye'nin işgali durumunda doğrudan askeri destek sağlaması olası değildir, zira bu durum Türkiye ile ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.
Şu anda Rusya ve İran'ın desteğiyle Esad'ın kontrolündeki Suriye rejimi, yıllarca süren iç savaştan sonra gücünü yeniden pekiştirmeye odaklanmış durumda. Kürtlere yönelik bazı jestler yaparak bir dereceye kadar özerklik sözü vermiş olsa da, öncelikli amacı Suriye topraklarının tamamı üzerindeki kontrolünü yeniden sağlamaktır. Şam, kuzeydeki Kürt gruplarına askeri destek sağlama konusunda pek istekli görünmemektedir.
Kürt İkilemi ve İşgal Tehdidi
Suriye'deki Kürt güçleri savunmasız durumda. IŞİD'i yenmede önemli rol oynamalarına rağmen, tam ölçekli bir Türk işgali olasılığıyla karşı karşıyalar. Türkiye'nin hava gücü ve topçu da dahil olmak üzere üstün askeri kaynakları, Suriye'deki vekil güçleriyle birleştiğinde, Kürtlerin kontrolündeki bölgeleri büyük risk altına sokuyor. Geçmişteki müdahaleler zaten önemli Kürt yerinden edilmelerine ve kayıplarına yol açtı ve yeni bir Türk saldırısı olasılığı, daha da yıkıcı sonuçlar doğurma korkusunu artırıyor.
Önemli dış askeri destekten yoksun olan Kürtler, yardım için ABD'ye yöneldiler, ancak sınırlı bir başarı elde ettiler. Washington'ın NATO müttefiki Türkiye ile doğrudan çatışmaya girmek istememesi durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye'ye yaptırım veya diplomatik baskı uygulama olasılığı hala mevcut, ancak Ankara'nın askeri eylemlerini caydırmak için yeterli olması pek olası değil.
Suriye'nin Geleceği: Parçalanma mı, İstikrar mı?
Suriye'nin geleceği giderek belirsizleşiyor. Ülkenin egemenliği, her biri kendi çıkarlarını gözeten birçok yabancı güç tarafından aşındırılıyor. Türkiye'nin toprak hırsları, İsrail'in hava saldırıları ve İran'ın Esad rejimine verdiği destek, Suriye'nin devam eden parçalanmasına katkıda bulunuyor. Kürtler, IŞİD karşıtı kampanyada önemli bir rol oynarken, farklı hedeflere sahip rakip bölgesel güçler arasında sıkışıp kalmış ve giderek daha fazla izole edilmiş durumda bulunuyorlar.
Türkiye'nin olası bir işgal tehdidi, Kürtlere dış aktörlerden gelen sınırlı destekle birleştiğinde, Suriye'nin daha da parçalanma olasılığını artırıyor. Eğer Türkiye planladığı saldırıyı gerçekleştirirse, Suriye zaten vahim olan insani krizini daha da kötüleştirecek yeni bir çatışma aşamasına girebilir.
Sonuç: Tehlikeli ve Belirsiz Bir Yol
Türkiye'nin askeri yığılması, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt kontrolündeki bölgelere karşı belirleyici bir askeri operasyon potansiyeline işaret ediyor. Kürt güçleri, askeri deneyimlerine ve ABD'den aldıkları önceki desteğe rağmen, önemli dış destek olmadan topraklarını savunmada ciddi zorluklarla karşı karşıya. Yıllarca süren çatışmalarla zaten istikrarsızlaşmış olan Suriye'nin geleceği, Türkiye, İsrail ve İran gibi bölgesel aktörlerin etkilerini artırmasıyla belirsiz bir durumda. Kürtlerin belirsiz geleceği, Suriye'deki jeopolitik manzaranın kırılgan doğasını vurguluyor ve bu durum önümüzdeki aylarda daha da istikrarsız hale gelebilir.
Editörün notu: Makaledeki görüşler borkena.com'un görüşlerini yansıtmayabilir.
__
Borkena'da makale yayınlamak için lütfen yazınızı değerlendirilmek üzere info@borkena.com adresine gönderin.
Telegram Kanalımıza Katılın: t.me/borkena Borkena'yı Facebook'ta Beğenin
İşletmenizi Borkena İşletme Listesine/İşletme Rehberine Ekleyin İş İlanları Sohbete Katılın. En son Etiyopya haber güncellemelerini düzenli olarak almak için bizi X'te (eski adıyla Twitter) @zborkena adresinden takip edin. Etiyopya Bilgi paylaşmak veya göndermek için info@borkena.com adresine e-posta gönderin.
TÜRKİYE ORTA ASYA HABER KKUORDİNATÖRÜ
DÜNYA TÜRK HABER:WORLD TURKISH NEWS.Canada ORTA ASYA TÜRKİYE KUORDİNATÖRÜ ERTUĞRUL DEMİRÖZCAN IFJ-INTERNATIONAL FEDERATION OF JOURNLİST EUROSİANET Azerbaijan's leading opposition parties face threat of dissolution Three major opposition parties have been denied registration by the state despite their efforts to comply with a draconian new law. Azerbaijan's three most prominent opposition parties have been denied registration by the state and now face the possibility of being disbanded. They failed to meet the key criterion of the country's new highly restrictive law on political parties - proving that they have at least 5,000 members (through submitting a list with each member's name together with the...
Yorumlar
Yorum Gönder