IFJ-INTERNATIONAL FEDERATION OF JOURNALİST
Türkiye'nin Kırılgan Durumu: Çöküşün Eşiğindeki Bir Millet
Türkiye, istikrarını ve toprak bütünlüğünü tehdit eden ciddi iç ve dış sorunlarla karşı karşıya, tarihin kritik bir dönüm noktasında bulunmaktadır. Ankara, güney sınırlarında Sünni Halifeliğin tarihi ve dini çerçevesine dayalı bir Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kurmayı ve doğu sınırlarından Orta Asya üzerinden Çin'in Sincan bölgesine uzanan bir Türkçe koridor oluşturmayı hedeflerken, iç dinamikler ve dış jeopolitik gerçeklerin birleşimi, bu tür hayalleri Türk ideolojisine dayalı özlemlerden öteye götürmemektedir. Türkiye için en önemli istikrarsızlaştırıcı faktörlerden biri, siyasi Kürt nüfusu ve onlarla yaşanan uzun süreli krizdir; bu durum, özellikle ABD olmak üzere küresel güçlerin Türkiye, Suriye ve Irak'tan oluşan bir Kürt devleti kurma yönündeki politikalarındaki değişikliklerle aynı zamana denk gelmektedir. Bu ikili iç-dış baskı, Türkiye'nin toprak bütünlüğünün parçalanmasıyla sonuçlanabilir.
Kürt Sorunu: Çözülmemiş Bir Miras
Kürt sorunu, Türkiye için çözülememiş ve süregelen bir sorun olmaya devam ediyor. Ülke nüfusunun yaklaşık %20'sini oluşturan Kürtler, tarihsel olarak sistematik bir şekilde dışlanmış, kültürel baskıya maruz kalmış ve siyasi katılımdan mahrum bırakılmıştır. Erdoğan başlangıçta demokratik reformlar ve Kürt nüfusuna yönelik daha fazla açıklık sözü vermiş olsa da, Ankara'nın yaklaşımı büyük ölçüde askeri baskı, kitlesel gözaltılar ve Kürt kimliğinin ve siyasetinin suç haline getirilmesinden ibaret olmuştur.
Kürt vatandaşlarının Türkiye'nin siyasi sistemine entegre edilememesi, derin bir yabancılaşma duygusuna yol açmıştır. Kürt çoğunluklu bölgeler, Türkiye'nin en az gelişmiş, orantısız bir şekilde şiddetten etkilenen ve en yoksul bölgeleri arasında yer almaktadır. Erdoğan'ın politikaları, özellikle Kürt yanlısı Halk Demokratik Partisi'ne (HDP) yönelik baskı ve terörle mücadele bahanesiyle Suriye ve Irak'taki Kürt gruplarına karşı askeri operasyonlar, bu ayrılıkları daha da derinleştirmiştir. Bu yabancılaşma, özellikle bölgesel ve uluslararası gelişmelerin Kürtlerin özerklik ve nihayetinde bağımsızlık taleplerini güçlendirmesiyle birlikte, Türkiye'nin toprak bütünlüğü için önemli riskler oluşturmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın seçilmesi, Türkiye'yi potansiyel bir parçalanmaya doğrudan maruz bırakan jeopolitik değişimlerin sinyalini vermiştir.
ABD ve Kürt Devlet Projesi
ABD'nin Orta Doğu'daki değişen politikaları, Türkiye'nin içinde bulunduğu zor duruma bir karmaşıklık daha kattı. Washington'ın Kürt liderliğindeki bir koalisyon olan Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDF) verdiği destek, IŞİD'in çöküşünden sonra Kürt devlet kurma çabalarında kritik bir unsur haline geldi. Başlangıçta gerekli bir taktik ortaklık olarak gerekçelendirilen bu durum, özellikle ABD'nin Kürt müttefiklerini Suriye hükümetinin müdahalelerinden korumasıyla birlikte, potansiyel olarak stratejik bir ittifaka dönüştü. Bu durum, bölgedeki Kürtleri (Türkiye ve Irak'takiler de dahil olmak üzere) Suriye'nin kuzeydoğusunda yarı özerk bir Kürt bölgesi kurulması için baskı yapmaya teşvik etti.
Suriye, Irak ve Türkiye'nin bazı bölgelerini kapsayan birleşik bir Kürt devletinin, Ortadoğu'da ABD'nin Arap olmayan, laik bir müttefiki olarak ortaya çıkması olasılığı, önemli stratejik değere sahiptir. Trump yönetimi için bu vizyon, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne doğrudan meydan okuması nedeniyle büyük önem taşıyordu.
Yeni Osmanlı Emelleri ve İç Gerçekler
Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin mevcut yönetimi, Ortadoğu ve ötesinde Osmanlı dönemi etkisini yeniden canlandırmayı amaçlayan agresif bir dış politika izlemektedir. Bu "Yeni Osmanlı" vizyonu, Türkiye'nin Suriye, Libya ve Kafkasya'daki askeri müdahalelerinde ve Doğu Akdeniz'deki iddialı duruşunda açıkça görülmektedir. Ancak bu hedefler, ülkenin iç kırılganlıklarıyla giderek daha fazla çelişmektedir.
Dış genişlemeye odaklanma, ekonomik istikrarsızlık, artan otoriterlik ve toplumsal kutuplaşma gibi iç sorunların ele alınmasının önüne geçmiştir. Özellikle Kürt sorunu, Türkiye'nin Yeni Osmanlı özlemleriyle keskin bir çelişki oluşturmaktadır. Nüfusunun önemli bir bölümünü sistematik olarak dışlayan bir devlet, uluslararası arenada birlik veya istikrarı inandırıcı bir şekilde yansıtamaz.
Ekonomik zorluklar, Türkiye'nin zaten kırılgan olan temellerini daha da zayıflattı. Ülke, yüksek enflasyon, para birimi devalüasyonu ve artan kamu borcuyla boğuşurken, bu durum hükümete olan kamu güvenini aşındırdı. İşsizlik ve yoksulluk, özellikle Kürt çoğunluklu bölgelerde çok yüksek seviyelerde seyrediyor ve mevcut şikayetleri daha da kötüleştiriyor. Erdoğan'ın bölücü söylemleri ve politikaları, Türkiye'nin toplumsal dokusunu daha da zayıflatarak korku ve güvensizlik ortamı yarattı. Bu kutuplaşma, etnik bölünmelerin ötesine geçerek ideolojik, dini, kuşaksal ve ırksal ayrılıkları da kapsıyor ve ulusal birlik kavramını baltalıyor.
Çöküş Senaryoları
Çözülemeyen Kürt sorunu, ABD politikalarından kaynaklanan dış baskılar, ekonomik istikrarsızlık ve toplumsal kutuplaşma gibi faktörlerin bir araya gelmesi, Türkiye'nin parçalanmasına yol açabilecek istikrarsız bir ortam yaratmaktadır. Olası senaryolar şunlardır:
İç Ayaklanma: Kürt çoğunluklu bölgelerdeki artan gerilimler, hükümetin kontrolü elinde tutma yeteneğini zorlayacak yaygın huzursuzluğa yol açabilir. Kürt siyasi hareketlerinin bastırılması, ekonomik zorluklarla birleştiğinde, daha geniş bir direniş hareketini ateşleyebilir.
Bölgesel Etkiler: Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri harekatları ters tepebilir ve ülkeyi Kürt gruplar ve müttefikleriyle uzun süreli çatışmalara sürükleyebilir. Bu durum, Türkiye'nin askeri ve ekonomik kaynaklarını zorlayarak iç istikrarsızlığı daha da kötüleştirecektir.
Uluslararası İzolasyon: Ankara'nın agresif dış politikası ve NATO müttefikleriyle kötüleşen ilişkileri, diplomatik ve ekonomik izolasyona yol açabilir. Batılı güçlerden gelecek yaptırımlar veya cezalandırıcı tedbirler, Türkiye'nin ekonomisini ve iç sorunlarla başa çıkma kapasitesini daha da zayıflatacaktır.
Kürt Bağımsızlığı: ABD ve diğer uluslararası aktörler tarafından desteklenen başarılı bir Kürt devlet projesi, Türkiye içinde de benzer hareketlere ilham verebilir ve doğrudan Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tehdit edebilir.
Türkiye'nin doğuya doğru Sincan'a uzanan dilsel-etnik bir koridor oluşturma çabası ve güney sınırlarında Neo-Osmanlı emelleri, iç gerçeklerini görmesini engellemiştir. Kürt kimliğini ve haklarını hiçe sayarak Ankara, kendini parçalanmanın eşiğine getirmiştir. Türkiye örneği, anlamlı reformlar yapılmadığı takdirde, emperyalist fanteziler ve sistemik adaletsizlikler barındıran bir ülkenin, dışa açılma arayışındayken bile nasıl içe çökeceğini göstermektedir.
TÜRKİYE ORTA ASYA HABER KKUORDİNATÖRÜ
DÜNYA TÜRK HABER:WORLD TURKISH NEWS.Canada ORTA ASYA TÜRKİYE KUORDİNATÖRÜ ERTUĞRUL DEMİRÖZCAN IFJ-INTERNATIONAL FEDERATION OF JOURNLİST EUROSİANET Azerbaijan's leading opposition parties face threat of dissolution Three major opposition parties have been denied registration by the state despite their efforts to comply with a draconian new law. Azerbaijan's three most prominent opposition parties have been denied registration by the state and now face the possibility of being disbanded. They failed to meet the key criterion of the country's new highly restrictive law on political parties - proving that they have at least 5,000 members (through submitting a list with each member's name together with the...
Yorumlar
Yorum Gönder